SS501
Sitemize Hoşgeldiniz


SS501 HAKKINDA HERŞEY
 
AnasayfaTakvimGaleriSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Hikayenin devamı....

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Sayfaya git : Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7  Sonraki
YazarMesaj
bilginar
Coordinatör
Coordinatör


Koç Mesaj Sayısı : 1385
Kayıt tarihi : 28/04/10
Nerden : istanbul

MesajKonu: Geri: Hikayenin devamı....   Cuma Tem. 30, 2010 2:22 am

Sana bunu anlatamam. En azından şu anda anlatamam . çok üzgünüm ve benim için konuşmak çok zor. dedi ve sustu.
leyloş: seni anlıyorum canım derken bir eli ilede sırtını okşuyordu. siz set arkadaşısınız birlikte zaman geçirdiniz. zor olması normal.
Hyun Joong- istersen sen evde bekle söz gelir gelmez size uğrayacağım, o kalabalık hoşuna gitmeyecek ve sende üzüleceksin.
Leyloş düşündü itiraz etmenin yararı yoktu. ilişkileri daha yeniydi ve orada bir sürü kamera vardı. rahatsız olacaktı. Tamam canım sen git o zaman ben seni evde bekliyor olacağım dedi.
Kapı açıldığında hepimiz şaşkın şaşkın leyloşa baktık. merak içimizi kemiriyordu.
Gizem- ne olmuş canım , doğrumu, cidden doğru mu? gözleri kocaman olmuştu. biz ise gelecek cevabı bekliyorduk. leyloş sadece başını evet anlamında salladı.
ben hemen merak içinde sordum- neden peki, intihar etmek kolay alınacak bir karar değil. neden yapmış bunu kendine?
Leyloş- Hyun Joong bunu söylemedi. çok üzgündü ve konuşamıyordu. bende üstüne gtmedim.
sabah sabah hepimiz beş karış surat koltuklara oturmuş haber bekliyorduk. Evde yaşanan tek hareket arada tuvalete kalkanların gidişi ve dönüşüydü. hiç kimse konuşmuyordu. bu arada Hacer gazete almaya gitmişti, bende kendime kahve yamaya kalktım. çekinerek sordum çay veya kahve isteyen var mı? herkez kahveyi seçmişti sessizlik içimizi karartmış ve tüm enerjimizi almıştı sanki. kahve yaparken yanıma gizem geldi ve yüzüme baktı. çok dikkatli inceliyordu.
ne oldu gizem,neden bakıyorsun öyle kötü kötü.
gizem- neden ağlıyorsun yine, neyin var senin bilginar. korkutuyosun beni!!!
ben ise gözlerimden süzülen yaşların farkında bile değildim. Tek düşündüğüm dumanı tüten, mis kokulu bir kahve içmekti.
-yok canım sende farkında bile değilim, gözlerim sulanmıştır. ağlamıyorum. Hadi kahveler hazır götürelim.
gizem tepsiyi aldı bende yüzümü sildim. Kimsenin beni bu şekilde görmesini istemiyordum. heleki bu gün!!
kahveleri içerken bir yandan da Zekiye abla bize gazete okuyodu. çok komiktik ; sanki 0-6 yaş arası okuma yazması olmayan çocuklarına kitap okuyan bir anne edası ile yüzü okuduğu habere göre değişiyordu. birden gülmeye başladım. Gizemin bakışları git gide daha sert oluyordu. Esma ne oldu canım dedi. herkez şaşırmıştı. ben aklımdan geçenleri söyleyince,salon birden gülme sesleri ile doldu. sonunda bu günün ilk gülücüğü dedim içimden gülen biz kavelerimizi yarılamıştık ki kap çaldı ve( bilin bakalım kim koşarak açtı gülen ) Leyloş koşarak kapıyı açtı. Kapıda tüm SS501 gurubu vardı ama bir eksikle. Kyu jong gememişti. İçeri gidiklerinde hepsi çok üzgün ve ağlamaklıydı. Sim siyah takımlar onları olduklarından daha büyük ve olgun göstermişti. Eve girişleri ise haciz memuru havasındaydı. sadece bize bakmıyorlardı. Yere, Tavana, eşyalara hatta bir ara mutfak kapısına baktıklarını gördüm. En azından young seang bakıyordu gülen sonunda lider konuşmaya başladı. Evet hanımlar biliyorsunuz benim diziden arkadaşım sunny intihar etti. nedenini gazeteden öğrenmişsinizdir dedi, açık sayfaya bakarak. Evet menejeri tarafından şantaj edildiği doğruymuş. o daha çok gençti dedi. son söylediği hepimizi ülpertmişti ve sesindeki hüzün içimizi acıtmıştı. Park min hemen Hacer'in yanında oturuyordu ve ağladığı belliydi. Onu bu halde ilk kez görüyordum. Kyu çabuk üzülen biriydi. Bunu daha koreye gelmeden önce izlediğim program videolarında görmüştüm. Sormam gerekiyordu. Park Min'in kulağına eğilerek Kyu Jong nasıl? iyi mi? Park Min bana bakmak istemiyordu, Önüne bakarak konuştu.
-Bilginar bunu bana sorma, söylemek istemiyorum ben bunu söyyy...
Hyun Joong lafa karıştı- bilginar üzüleceksin hazırmısın, kötü olduğunu bil ve söylememi istemezsen söylemem.
ben ise ona birşey mi oldu, iyimi? nesi var ne oldu diyordum.
Hyun Joong ise sakin bir ses ile o şu anda Seo Hyo Rim'in yanında.Kyu Jong çok üzgün olduğu için Seo Rim ona eşlik etmeyi teklif etti.
Ben ise ohhhhhhh rahatladım iyi o zaman yanlız değilse sorun yok dedim. herkezden müsade isteyerek odama çekileceğimi ve ailemle konuşacağımı söyledim yalnız kalmak için. Aşşağıda ise



BİTANEM:HER GÜN DOĞUMUNDAN GECE YARISINA KADAR SADECE SENİ DÜŞÜNÜYORUM:D SENİ DÜŞÜNMEK BİLE BENİ MUTLU EDİYOR. TANIŞMASAKTA, UZAKLARDA OLSANDA SEN HER ZAMAN BENİM DİĞER YARIMSIN. ОБИЧАМ ТЕ. SARANGHE YO KYU JONG OPPA
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
denizgözlü
ADMİN
ADMİN


Başak Mesaj Sayısı : 2909
Kayıt tarihi : 23/03/10
Nerden : çorum
Lakap : zek

MesajKonu: Geri: Hikayenin devamı....   Cuma Tem. 30, 2010 9:37 am

Kızlar henüz tamamını okumaya vaktim olmadı o yüzden katılamıyorum devamını yazmaya ama işlerim bitince bende katılıcam inşallah.


MY LEADER


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
e$$ra
Üyeler
Üyeler


Koç Mesaj Sayısı : 210
Kayıt tarihi : 06/07/10
Nerden : Bursa
Lakap : esosum-esoş

MesajKonu: Geri: Hikayenin devamı....   Paz Ağus. 01, 2010 9:21 pm

aşağıda ise biz hepimiz oturuyorduk.Ama bilginarın üzüntüsünü anlamıştık.

..................................................1 HAFTA SONRA.........................................................

SAbah çok erken kalktım.Saate baktığım saat 4 bçuk 5 e geliyordu ve daha güneş doğmamıştı.Eşofmanlarımı giyip deniz kenarına koşuya çıktım.Tam koşmaya başladım önümde biri vardı.Çok tanıdıktı fakat ben tanıyamamıştım.Ama bu hayatımın aşkı choi jong hun du.GÜçen gün SS501 e misafirliğe geldiğinde onu görünce bayıldığım kişiydi.HErneyse önüne geçip koşmaya devam ettim.Fakat o beni tanımış olmalı ki heyy! bir dakika bekler misin! dedi.BEn se aldırış etmeden utanmış olmalıyım ki daha hızlı koşmaya başladım onadan kaçıyordum.AMa o da peşimden koşuyordu.SOn anda bana yetişti ve kolumdan tuttu.Ölü gibi olmuştum.
Jong HUn: Merhaba Neden benden kaçıyorsun ve neden o gün bayıldın??
-Iıııı.... Şeyyyyyyyyyyyyyyyy....Yha öff tmm sölicem ben senden çok hoşlanıyorum sein seviyorum oyüzden buraya gelme sebebim biraz ss501 le tanışmak tı ama en çok seni görmekti.SEni kuzenimin bana korelileri tanıştırmasıyla tanıdım ve o günden beri senin göremediğim için ölü gibiydim.O gün de seni görünce çok heyecanlanmıştım.Tek nedeni buydu.AMa senin bana karşı böyle şeyler hissetmeyeceğini hissedemeyeceğinin bildiğim için artık kendime zarar vermekten vazgeçtim.Üzlmicem de .Senin için ağlımıcamda.GÖz yaşlarımı bir daha dökmicemm..... :( :( :( :( (ama konuşurken ağlıyordum gözyaşlarım bir bir onun için dökülüyordu.)Oh! beeeee rahatladım...
SOnunda ona karşı tüm hislerimim söylemiştim ve kendimi rahatlamış hissediyordum. AMa tüm samimiyetimle hala onu seviyordum.Ona söylediklerim yalan olsa gerek çünkü onun için hala gözyaşı döküyordum..
JOng hun: Peki neden hala "benim için" gözyaşı döküyorsun ............
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
e$$ra
Üyeler
Üyeler


Koç Mesaj Sayısı : 210
Kayıt tarihi : 06/07/10
Nerden : Bursa
Lakap : esosum-esoş

MesajKonu: Geri: Hikayenin devamı....   Ptsi Ağus. 02, 2010 7:47 pm

ama nie yazmıosunuz yhaaaaaaaaaaaaaaaaaa :( :( :(
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
bilginar
Coordinatör
Coordinatör


Koç Mesaj Sayısı : 1385
Kayıt tarihi : 28/04/10
Nerden : istanbul

MesajKonu: Geri: Hikayenin devamı....   Ptsi Ağus. 02, 2010 11:40 pm

BENDEN GÜNAH GİTTİ.SENİN OPPAN OLDUĞU İÇİN YAZMAMIŞTIM AMA KAŞINDIN gülen ŞAKA ŞAKA BAŞLIYORUM.... NEFESİNİ TUT gülen

JOng hun: Peki neden hala "benim için" gözyaşı döküyorsun, bana değer verdiğin belli bunu yapma ağlama dedi ve ben ve Gizem tam o sırada kol kola girmiş alışverişe giderken Jong Hun'a çarptık gülen tam özür dileyecektik ki, jong hun aaa kızlar bizde Esra ile konuşuyorduk dedi gülen Esraya baktığımızda gözleri kızarmıştı, kafamızda soru işaretleri :( neden üzgündü acaba? biz özür dileyerek yanlarından ayrıldık gülen ayrıldık ayrılmasına da Esra arkamızdan bağırıyordu bekleyin bizde geliyoruz:D ne? nasıl? biz? Gizemle birbirimize baktık gülen gülüşmeler koptu gülen Esra utandı, kızardı ve kızdı gülen Dikkatimizi çeken şey ise kol kola gelmeleri oldu gülen Alışveriş mağazasına daldığımızda herkez sanki bize bakıyordu. ben gizemle önden gidiyordum ama bir iki adım arkamızda Esma ve Jong hun vardı. Gizemle derin bir dedikodunun ortasındaydık. merak içimizi kemiriyordu. neler oluyordu gülen Gizem sağolsun benim kötü günlerimi atlatmam için elinden geleni yapıyordu. her gün dışardaydık sabahtan akşama kadar geziyorduk. AMA hala kötüydüm. Heleki ben bunları düşünürken karşıma Kyu Jong, Young Seang ve Hyung Jun çıkınca peyonların arasında kaybolmak istedim ve gizemi tuttuğum gibi bir reyonun arkasına saklandım. bu sadece beni küçük düşürmüştü, zaten bizi görmüşlerdi. Gizem Young Seang'ının yanına gitmek istiyordu belliydi, ona kal diyemezdim.
Canım sen git bende burada birşeyler bakacağım.
Gizem tamam anlamında başını salladı ve yanımdan gitti.
ben boş gözlerle raflardaki kutuları alıp bakıyor sonrada ya arabaya atıyordum yada pafa koyuyordum. kendimi çok güçsüz ve acınası bir halde hissediyordum ki arkamdan bir ses hamilemisin dedi. Şaşırmıştım.
Bu ne küstahlık sende kimsin dedim ve arkamı döndüm. Arkamda Kyu Jong bana bakıyordu ve o da şaşkındı. bu ne terbiyesizlik ne demek oluyor nasıl olurda bana hamilemisin dersin.Kyu arabadan aldığı biberonu sallayarak bu ne peki şimdi arabaya attın gülen dedi. kıpkırmızı olduğumu hissettim. kekeleyerek bu araba benim değil galiba dedim. Kyu ise herzamanki tatlı gülüşü ile bana bakmaya devam ediyordu gülerken gözleri küçüçük kalmıştı.
peki elindeki mama onu ne yapacaksın gülen
-ben asılda sadece bakıyordum. ne var canım bunda.
birden ortamın ciddileştiğini anladım Kyu'nun yüzü gerilmişti. ben ise ona bakmamak için arkamı tekrar dönüyordum ki kolumdan tutarak:
-yeter artık 10 gün oldu ne her fırsatta benden kaçıyorsun, bende senden utanıyorum ama bunu çözmemiz lazım.
ben kendimi kaptırmış bir halde: sen neden utanıyorsun söle neden se rezil olmadın ki ben oldum, sen sevmedin ki ben sevdim, sen üzülmedin ki ben üzüldüm. hem ben bir karar aldım türkiyeye geri dönüyorum. burada çok eylendim, seninle o kadar unutulmaz anlarım oldu ki, artık bunları silmem lazım. ben seni başkasının yanında düşünemezken nasıl seninle sevgilinle göz göze gelirim. olmaz ben yapamayacağım gidiyorum. En fazla bir hafta daha sabret sonra zaten burada olmayacağım. bu sözleri bitirdiğimde yüzümü o kadar soğuk hissetmek beni endişelendirmişti. sanki görüş açım daralıyor karartılar arasında Kyu Jong'un silüetini görüyordum. nefes almak zorlaşmaya başlamıştı. toparlanmalıydım, çok sinirliydim sözlerime devam ettim: Sen cenaze törenine gittiğinde ben nasıldım biliyormusun? sadece seni düşünüyordum, nasıl acaba, çok üzülmüştür, nasıl yardım etsemde ben olduğumu anlamasa, kırk tilki kafamın içinde dans etti senin için. Boşuna üzülmüşüm zaten sen sevgili Seo Hyo Rim'in koruması altındaymışsın :( oh be sonunda rahatlamıştım. kendimi daha iyi hissediyordum. arabanın demirinden tuttum ve hızla reyonlara daldım, Kyu Jong'ta arkamdan geliyordu. o duru ve eşsiz sesi ile bir bakika dedi. döndüm ce baktım:Evet ne kaldı söylenecek, ben gidiyorum tamam artık kaçmakta yok saklanmakta, rahat rahat dolaş, gez, eğlen. Kyu Jong çok kötü soluk alıp veriyor sanki patlamak üzere olan bir yanar dağ gibi sesler çıkartıyordu.
Kyu Jong- yeter beni dinle anlamadın mı? (babo) anla artık bende seni özledim. neden özlediğimi yada bunun aşk olup olmadığını bilmiyorum ama özledim işte. Seo Hyo Rim'le konuştum evet, buluştumda ama o sadece arkadaşım, hatta artık arkadaşım bile değil. tamamen koptu aramızdaki bağlar çünkü o beni küçümsüyor. kendini sanki dünyanın tam ortasında gibi hissediyor ve sanki onusuz dünya dengesini kaybeder sanıyor. bana göre bir kız değil. Ben tüm samimiyetim ile sana geldim. bir haftadır her gün geliyorum size hep yoksun, hep dışardasın. seni aramadığım hiçbiryer kalmadı. Özledim seni duydun mu!!! çok özledim.
Benim ağzım otomatikman sineklere hava alanı görevi yapıyordu gülen şaşkın ve mutluydum. sadece gizemle konuştuğum türkiye mevzusu kapanmıştı galiba şimdilik. ağzımdan hiç beklemediğim bir kelime çıkıverdi: benimle herşeyini paylaşmanı istiyorum. saklı gizli olmayacak senden tek isteğim bu. eğer sen üzgünsen birlikte üzüleceğiz e dertlerimizi her zaman ikiye böleceğiz tamam mı? ama sen mutluysan sölemesende olur zaten ben anlarım. bu sözleri söylediğimde kafam yere eğikti ama kyu'nun yüzüne bakmak istedim ve onunda yere baktığını gördüm. iki elimle birden sanki avucumda eşi benzeri olmayan bir hazine taşırcasına yüzünü yerden kaldırdım ve ağladığını gördüm bende ağlıyordum. gözyaşları içinde benim dünyamın merkezide sensin dedim yarı utanış yarı rahatlama kapladı içimi. onun hıçkırıkarı karşısında daha fazla dayanamadım ve gözyaşlarını sildim ellerimle. tamam oppa ağlama biliyormusun ki, senin göz yaşların benim için ne kadar önemli dökme onları lütfen yeter, gel hadi, tut elimi, o pamuk tenin beni tekrar hayata döndürsün gülen ve işte tam o sırada Gizem gözleri yaşlı kolumdan tuttuğu gibi sarıldı. benden daha çok o ağlıyordu. bilginar gitmeyeceksin değil mi? barıştınız mı? çok mutluyum! Young Seang ise kenardan Kyu Jong sonunda büyüdün sende dedi. işte bu bizim kopma noktamız oldu gülen Young seng Konuşmaz konuşmaz ama konuşuncada tam konuşurdu gülen Esra arkadan hadi alışverişe deye bağırdı gülen Bu akşamki yemekler benden gülen ama ne olur ne olmaz ramencı numarasıda bulalım gülen işte morelimiz yerine gelmişti gülen ben ikide bir kendimi gizeme çimdikletmekten kolumda oluşan morluklara bakıyordum gülen ama gülüyordumda gülen Hyung Jun'a yapacağımız süpriz doğum günü partisi için biraz malzeme almamız gerekiyordu ama o yanımızdaydı. Gizeme fısıldadım ayrılalım sen Young Seang ve Hyung Jun'u al bende malzemeleri alıyım Kyu Jong ile son bir göz kırptık birbirimize. onlar Esra ve Jong hun'uda yanlarına aldılar ve sıcak birşeyler içmek için alişveriş merkezinin kafeteryasına gittiler. biz Kyu Jong'la alışverişteydik ama işin kötü yanı ikimizde abur cubur hastası ve yemek yemeye düşkündük. gülen batacağım diye düşündüm. pasta için ve akşam yemeği için birşeyler aldık içecek ve tabi süsler aldık bir sürü tatlı süs gülen kasaya geldiğimizde kasiyer kız Kyu Jong'tan imsa istedi. kasiyerle göz göze geldik benim tepkim ikiye ayrılmıştı iç ve dış olarak güler yüzlü olmam gerektiği için gülüyordum hatta sırıtıyordum. Kyu hemen imza verdi ve hesabı ne kadar ısrar etsemde ödemedi. canım ben ne için para kazanıyorum biliyormusun dedi bana? ne için dedim. rahat yaşamak için ve sevgilime her istediği şeyi satın alabilmek için dedi. çok duygulandım. kafeye gittiğimizde kahkahalar bizim masayı süslüyordu gülen herkezin neşesi yerindeydi. birden aklıma geldi ve esra ya türkçe soruverdim canım ne iş? göz kırparak Gizemde merak etmiş olacak ki o da hemen bize baktı gülen
Esra- sadece arkadaşız önemli birşey yok ama bir daha ağlamamı istemediğini söyledi ve benim ağlarken çok ekşi suratlı göründüşümü söyledi gülen
Biz üç kız gülmeye başladık oppalar şaşırdı. ne var ne oldu diyerek birbirlerine bakıyorlardı. muhabbet koyulaşırken birden bir ses masanıza oturabilirmiyim?.........



BİTANEM:HER GÜN DOĞUMUNDAN GECE YARISINA KADAR SADECE SENİ DÜŞÜNÜYORUM:D SENİ DÜŞÜNMEK BİLE BENİ MUTLU EDİYOR. TANIŞMASAKTA, UZAKLARDA OLSANDA SEN HER ZAMAN BENİM DİĞER YARIMSIN. ОБИЧАМ ТЕ. SARANGHE YO KYU JONG OPPA
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
e$$ra
Üyeler
Üyeler


Koç Mesaj Sayısı : 210
Kayıt tarihi : 06/07/10
Nerden : Bursa
Lakap : esosum-esoş

MesajKonu: Geri: Hikayenin devamı....   Salı Ağus. 03, 2010 11:22 am

bilginar abla sfiorm seni muahhhhhhh :heart: gülen
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
e$$ra
Üyeler
Üyeler


Koç Mesaj Sayısı : 210
Kayıt tarihi : 06/07/10
Nerden : Bursa
Lakap : esosum-esoş

MesajKonu: Geri: Hikayenin devamı....   Salı Ağus. 03, 2010 11:23 am

ha bide esma jong hun derken ama uzun kaldı yha bnm oppadaha misafirlik te mübarek taşındı heralde eve
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
e$$ra
Üyeler
Üyeler


Koç Mesaj Sayısı : 210
Kayıt tarihi : 06/07/10
Nerden : Bursa
Lakap : esosum-esoş

MesajKonu: Geri: Hikayenin devamı....   Çarş. Ağus. 04, 2010 9:13 pm

muhabbet koyulaşırken birden bir ses masanıza oturabilirmiyim?.........
Herkes şaşkın şaşkın bakarken bu yüz gizemle bana hiç yabancı gelmiyordu.Jong hun arkadan
Kannkaaaaaaaaaaaaaaaaa! diye seslendi biz de gizemle aynı anda HOng kiiiiiiiiiiiiiiiiiiii.Azımız açık bakıyorduk sadece.Hong ki ise bize bakıp göz kırptı ve gülümsedi.Ardından herkesle selamlaşıp oda oturdu.Ama gözü hep gizemdeydi nedensee.. Jong hun da bu aralar benimle çok ilgileniyordu.Bunun farkındaydım ve mutlu da olyordum.
Akşm olduğunda hyun hyung u biryere götürmüştü.Leyloş aradığında geleceklerdi.Patiyi bizm evde düzenledik.Heryeri süsledik çok güsel oldu.esma hyung için özene bözene bir pasta yapmıştı.Ben de ona ayrdım ediyordum.Aslında pek yardım sayılmaz daha çok yiyordum.Tüm hazırlıklar yapıldı.Sıra hyun ve hyung u çağımaya gelmişti.Hyun ve hyung kapıya geldikerinde ışıklar kapandı.Esma nın elinde pasta SÜrprizzzzzzzzzzzz!
Hyung bitaz şaşırmıştı.Aslında böyle birşey olcağını tahmin etmişti.Mumları üfledi üfleyecek esma dilek tut dedi.Hyung dilek tutu ve mumları üfledi.Şimdi dans zamnıydı.Önce jong hun beni dansa kaldırdı.Arkadan bağrışmalar gelmişti.Ben kızlara şiitt yaptım ve biraz kızmıştım.Jong hun ise erkeklere göz kırptı.Biz dans ederken gizem gözüme takılmıştı.Bizi izliyordu.Mutlu görünüyordu ama kalbinde bir brukluk vardı gözlerinden okuyabiliyordum.Hong ki ise gizemi izliyodu.Hong ki kalktı ve gizemi dansa kaldırdı .İlk başta kuzen biraz tereddüt etti.Ama sonra kabul etti.Young saeng kenarda grupla konşurken anca gizeme baqtığında bunu farketti.İlk başta hiçbirşey yapmadı arkadaşımdır diye ama hongkinin gizeme daha da yakınlaştığını farkettiğinde kıyamet koptu.Yanlarına gidip hong kiyi iki yakasından tuttu gizem neye uğradığını şaşırmıştı.Lütfen young saeng lütfen yapma diyordu.Young saeng ise gizemin söylediklerine aldırış etmeden hong kiyi kenera çekti.Biraz sert hem de baya bi sert bir şekilde konuştu.Gizem dayanamamoş kenarda ağlıyordu.JOng hun hong kiyle young saengi ayırmaya çalışıyordu.Kavga daha da büyümüş olmalı ki uzunca bi sürdü.Young saeng hong kiye ne sölüosa hongki tam tersini söylüyordu.Young saeng sesini daha da yükseltmişti.Evde resmen büyük bir karmaşa vardı ikisini ayıramıyorlar gizemin ağlamasına bir çözüm bulamıyorduk.Artık olay iyice büyümüştü.O sırada başım dönüyor gözleerim kararıyordu.Hiçbirşey duyamıyorum.Sadece olduğum yere yığılıp kaldığımı ve jong hun la gizemin beni odama götürdülerini hatırlıyordum. Gözlerimi yarı açtığımda jong hun başımda uyanmamı bekliyordu. Biraz kenra kaydım ve jong hunun yanıma gelmesini istediğim.Yanımdaydı.Başucumdaydı.Ona bu kadar yakın olmak.............O gece jong hun la öyle uyuyakalmışız.SAbah ise jong hun la odamdan gelen bir çığlıkla uyanmıştık..............."Aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa!"""""


kusen özellikle senin için yazdım sefiorm seni yetkinforumdaki sefiorm herkesi muahhhhh

lütfen bunu okurken burdakilere göre hayal edin ben ettim çok güzel olduuu
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
gi$$em
Moderatör
Moderatör


Mesaj Sayısı : 605
Kayıt tarihi : 26/04/10
Nerden : Bursa

MesajKonu: Geri: Hikayenin devamı....   Çarş. Ağus. 04, 2010 9:41 pm

ayhhh benim Hain kuzenim gülen Hemen daldırmışsın araya hong kiyi bak şimdi ikisinin arasında kaldımm yaa ikiside vazgeçilmezim gülen

AAAA.....
Gizemin çığlıkları geliyordu...Çığlık atmasının sebebi Choi ile esranın birlikte olduklarını zannediyordu.O sıra choi yi esranın odasında gördü.aynı yatakta yatıyorlardı.esranın yüksek ateşi çktığı içinde üstünde ince bir şey vardı.Choininde sadece atleti vardı üzerinde. gülen :P Ben su içerek odaya girdim :d eLimden bardağım düştü ve kırıldı.ondan sonrada bütün ss501 üyeleri bizim grup ve hong ki odaya daldı herkez esrayla choi ye şaşkınlıkla bakıyordu.Ben kekeliyerek Eeee-sss-raaa--aa Sen naptınn Dedim. oda 'gizem sandığınız gibi değil diyemeden'' ben gülmeye başladım gülen hong ki choinin üstüne atladı hemen kannkkaaa naptın sennnn bizden habersizz diye gülen xD Esrada hong kinin yatağa atlamasından korkmuş olacak ki o anda yanımıza koştu biz esrayı gıdıklıyorduk hong ki ve ss501 üyeleri de choinin yanına gitti..herkez benim zannetiğim şeyi zannediyordu..Choi ile esrayı önümüze aldık. ve Dizlerinin üstlerine oturttuk. İkiside bizlere olayı anlatmaya çalışıyorlardı..ben ise cellat gibi tepelerinden onalara bakıyordum. Sonra ne ceza versem acaba diyemeden herkeze olan biteni anlatmışlardı.Herkez öyle bir şey olmadığını ve yanlış anlaşıldığını anladı..Bende üzülmüşçesine off yaa yokmu yani öyle bir şey :/ dedim gülen gülen
Esrada tabikii yok !!! dedi..o gün karar aldık Ev o kadar kirliydi ki o günü temizlik günü yapacaktık Aramızda en büyük olarak zekiye teyze bize iş görevini dağıtıyordu..Bilginar-kyu Yatak odalarını temizleyeceklerdi.Hyung ile esma Mutmakları,Leyloş ile hyun banyoları,
ewin en büyük yeri olan salonu ise çoklu grup olarak.esra-choi-ben-hongki ve young saeng e kalmıştı...o an ölmek istedim..young saeng ile hongki..kime karşı bişey hissetiğimi anlayamıyordum hong ki ye bakıyordum o benim ilk aşkımdı.onun yeri çok farklı onun için neler yaptım. young saeng e bakıyordum ki ona bakmaya bile kıyamıyordum sanırım en güzel seçenek zamana bırakmak olacaktı..herkez işine başlamıştı Kyu ile bilginara arada bir bezimi değiştirmek için gidiyorum bahanesiyle bakıyordum birbirlerine çaktırmadan bakmaya çalışıyorlardı ama her birbirlerine baktıklarında ikiside aynı ana denk gelip ikiside utanıyordu bilginar diğer masanın tozunu almaya geçecekken ayağı takıldı ve tan düşüyodu ki kyu tuttu bilginarın duygularını anlamamak içten değil gülen bilginar orda heycandan ölüyorken ben orada kıs kıs gülüyordum gülen arkamı döndüğümde karşımda hong ki vardı. ve öyle yakındı ki bir adım atsam birbirimize değecektik..ben tam arkamı dönüyordum ki hong ki bana sarıldı ve bana söylediği kelime kafamın 2 kat daha karışmasına sebep oldu ,bana beni sonsuza kadar bırakma demişti. bu seni seviyorum anlamına geliyormuydu..acaba ne demek istedi kafamda o kdr soru oluştu ki o saniyeler içinde bir şey demeden arkamı döndüm ki arkamda..................................


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
e$$ra
Üyeler
Üyeler


Koç Mesaj Sayısı : 210
Kayıt tarihi : 06/07/10
Nerden : Bursa
Lakap : esosum-esoş

MesajKonu: Geri: Hikayenin devamı....   Çarş. Ağus. 04, 2010 10:00 pm

o saniyeler içinde bir şey demeden arkamı döndüm ki arkamda..................................
Young saeng vardı önce gizemin sonra da hong kinin gitmesi üzerine şüphelenmiş olmalı ki onlara baqmaya gitmişti.Bİz ise jong hunla salonu temizliyorduk.Bİrbirimize çaktırmadan baqmaya çalışıyorduk.ÇÜnkü biraz uatanıyorduk.NASıl bir sabah tı öyle:BEn hatırladıkça kötü oluyordumm.... :oops: Bilginarla ;KYu yatak odalarını temizliyorlardı ve bilginarın odasından herçeşit ses geliyordu.Gİzemin bilginarın kyunun hong kinin Young saengin.....Ne oldunu merak edip yukarı çıakrken hyung ve esmayıda gördük onlarda yukarıda ne olup bittiğine baqmaya gidiyorlardı.Bir hışımla yukarı çıktık.HOng kiyle young saeng yine birbirine girmiş gizem kenarda ağlıyordu.Jong hun da napsın yazık çocuma onları ayrmaya çalışıyordu.AMa yine bir başa dönmesi.BU kez biraz daha kötüydüm midem de bulanıyordu.Olan o ki Yİne bayılmışım.BU sefer yere yığılmaktan beni hyun kurtarmış sonrada jong hun kucağına alıp odama çıkarmış.(kuzenimin anlattığına göre böyleymişş....)Ama bu sefer herkesi bi acela almış akşam da bayıldımı bunun nedne olabileceğini düşnüyorlarmış.JOng hun odamda beni beklerken diğerleri de salonda benim uyanmamamı bekliyorlarmış.Uyandığım herzamnki gibi yanımda yine jong hun vardı.Ardın dan oda odaya kuzen girdi(gissem).JOng hun gizem girince özel birşey konuşuruz idiye odadan çıktı ve salona indi.HErkse éuyandı gizem yanında konuşuolr kızkıza" demiş.Salonda uzunca bir " ohhhhhhhhhh!!" sesi duyuşdu.TAbi bizim diğer kızlar durur mu onlar da geldiler hemn yanıma ..gizem:
-esra hemen hastaneye gidiyoruz hazırlan..dedi.BEn önce hık mık yaptım ama itiraz istemiyoruz dediler aynı anda bütün kızlar.Hazırlanıp hastaneye gittik.YAnımda kuzen ve bilginar abla vardı.Doktara gittik kan testi ve herçeşit test yapıldı sonuçlar geldi ve doktara götürdük.Doktor..
-hanımlar esra hanım .......................
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
gi$$em
Moderatör
Moderatör


Mesaj Sayısı : 605
Kayıt tarihi : 26/04/10
Nerden : Bursa

MesajKonu: Geri: Hikayenin devamı....   Çarş. Ağus. 04, 2010 10:33 pm

küçük bir ateş yükselmesi birazda bağışıklık eksikliği var.meyve yemesi gerekiyor.ve vitamin almasına özen gösterin fln dedi. ben hiç merak etmeyin diyordum ki diyemeden choi lafa atladı.''Siz hiç meraketmeyin ben ona kendimden daha iyi bakacağım '' Bu sözü söylerken sesi titriyordu sanki ağlayacaktı sonra hemen esranın yanına çöktü.Esraya anlamlı ifadelerle bakıyordu.sanki gözleriyle ''lütfen beni bırakıp gitme '' dercesine bakıyordu herkezin o an içi titredi. öyle kötü gözüküyordu ki choi herkez üzülmüştü.ben choiye ''korkma sadece biraz ateşi çıkmış ve yorgun düşmüş hepsi bu kadar abartılcak bişey yok '' dedim oda anidan bana baktı Ve ''öyle korktum ki '' dedi ve gözünden yaşlar indi.o an öyle içim titredi ki anlatılmaz.choi elini yüzünü yıkadıktan sonra geldi ve esranın yanından hiç ayrılmadı..eve gitmeye hazırlandık Choi hiç esranın dibinden ayrılmıyordu.Artık ayıptır biraz tuvalete bile onunla gidecekti az kalsın biz tuttuk gülen o gün bir tek yougn saeng yoktu.hastanede.evin kapısından içeri girdik..herkez olduğu yerde durmuştu..en son içeri ben girdim..gördüğüm şey o kadar acı verici bir şeydi ki anlatılması imkansız..young saeng ile bir kız.young saeng ile benim ilk tanıştığımız yerde birbirlerine sarılıyorlardı.o kadar acı verici bir şeydi ki gördüğüm yerde sanki heykelmişçesine duruyordum onları görünce gözümün önüne ilk tanıştığımız zaman geldi.onun bana merhaba diyişi ni duydum sanki..öyle acıttı ki kalbimi...sol gözümden Bir yaş damlası akıverdi.gözyaşlarımı tutmaya çalıştıkca onlar akmak için savaş veriyordu..o annda biri beni kolumdan çekti ve birde bire sarıldı.Neye uğradığıma şaşırmıştım..o anda hong ki benim kulağıma eğildi ve ''sonsuza kadar seni bırakmayacağım dedi''öyle acı çektim ki..hong ki bana sarıldığında young saeng o kızı aniden öptü.. ve o sanki son damla oldu..ellerim birden hong kinin beline gitti. bende ona sarılıyordum.ama ona sarılırken gözümün önüne young saeng le anılarımız geldi.öyle bir acı hissettim ki anlatılması gerçekten dünyanın en zor şeyi..o an oradan koşarak çıktım..O an gördüğüm tek şey young saeng kinde gözünden yaş akıyordu..ve bir şey dikkatimi çekti hyun bana öyle bir bakıyordu ki sanki gözlerinde bana anlatmak istediği bir şey var..ve bu onun için çok ağır.öyle bir bakış biçimi vardi ki anlatılmaz ama aklımdaki tek şey young saeng ti hong ki nin yeri bende öyle ayrıdır ki ama o an aklımdaki tek sey young saeng ti..o gün aklıma gelen ilk yer deniz kenarıydı..ayak kabılarımı çıkarrtım..ve deniz kenarında yürüyordum..ağlıyordum.ama ağladığımın farkına bile varamıyordum sanki gözümden akan yaşlar kalbimden akan kanlarmış gibi hissediyordum gözümden akan her yaş yanaklarımı öyle acıtıyordu ki..sanki birisi tenimi yüzüyormuş gibi.. ve daha ağırı..o gün eve gitmek istemiyordum..öyle acıyordu ki kalbim young saeng i görmeye dayanamazdı..ayaklarımın titremeye başladığını hissettim birdenbire yere düştüm..o öyle bir düşüştü ki..sanki hayat bitmiş gibiydi..yüksek sesle ağlamaya başladım öyle çığlık atıyordum ki birden yanıma leyla geldi..herkezin beni aradığını söyledi.telefon açıp çoğu kişiye yerimi söyledi öylesine bağırıyordum ki leyla bana sarıldı..ağzımdan çıkan çığlıklar kalbimin acısını ifade etmeye yetmiyordu.aniden yanıma hyun geldii ve leylayı kaldırdı ve benim omuzlarımdan tuttu..bana anlatmaya başladı hastaneye gittiğimiz günün gecesinde young saeng çok acı çekti birlikte içmeye gittik..seni hong kiyle sarılırken gördüğünde ölmek istediğini söyledi..öylesine bağırıyordu ki bir yandanda ağlıyordu..young saeng hayat dolu biridir..senin ona bunları yapmaya hakkın yok dedi..ben onu dinlemiyordumm..öylesine bağırıyordum ki..ağlamaktan gözlerim kıp kırmızı olmştu..o gün orda ağlamaktan o kadar yoruldum.ki oracıkta uyuya kalmışım.o akşam beni eve getirdiler...yatağıma yatırdıktan sonra evde çok büyük bir seszlik oldu uyandığımda kendimi yorgun hissediyordum ki yanımda yatan kişi young saeng ti..o kadar mutlu oldum ki zor lada olsa yatağımdan kalktım..tam young saeng e sarılacaktım ki bana günaydın diyenin sesi hong ki nindi...meğersem hayal görmüşüm yüzüm bir anda düştü tam o sıra biri odamın kapısına vurdu ........................................


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
bilginar
Coordinatör
Coordinatör


Koç Mesaj Sayısı : 1385
Kayıt tarihi : 28/04/10
Nerden : istanbul

MesajKonu: Geri: Hikayenin devamı....   Perş. Ağus. 05, 2010 1:49 am

sıra bende gülen

Ben gizem'e o kadar çok üzülmştüm ki uyumak imkansızdı. Aklıma takılan bir şey vardı ve bunu gizemle paylaşmazsam ölürdüm. yatağımdan kalktım kolumda sadece yatarken taktığım Kyu Jong'a ait bir kol bağı vardı gülen çok pahalı ve gösterişli değildi ama Kyu onu bana verirken söylediği sözler onu en değerli varlığım yapmıştı. Kızların haberi yoktu gülen utamnıştım, söyleyememiştim. Kyu Jong'un dediğine göre o kol bağı ile Snow Prince klibi için çalışırken terini silmiş, sonrada kaybettiğini sanıyormuş ki eşyaların arasından çıkmış. O benim alın terim benim için çok önemli. elde ettiğim şeyler için ne kadar çalışmam gerektiğini anlatıyor. Artık onu sen koru, demişti verirken. ne zaman düşünsem duygulanıyordum. Kol bandını çıkarttım ve gümüş, incik boncuk koymak için aldığım sandığıma koydum gülen gümüşler içinde değildi onları poşete koymuştum, çok sevdiğim saten bir pijamam vardı (en azından bir zamanlar)onu kestim ve minicik bir yastık yüzü haline getirdim, içinede pirinç koydum. Zekiye abla bir öğrense gülen gülen Odamdan çıktığımda Gizemi uyandırmaktan korkuyordum ama bir yandan da rahatlamak ve aklımdaki senaryoyu ona anlatmak istiyordum gülen Kapıyı açtım oda karanlıktı.Sanki bir şey kıpırdanıyordu.Karartı olarak gördüğüm bir kafa yastıktan yukarı kalktı ve bilginar senmisin? dedi. Ahhhhhhhhh cadı bizi nasıl endişelendirdin biliyormusun? nasılsın? iyi hissediyormusun? tek tek sorularım devam ediyordu ama son soru duyulmaya değerdi gülen yanındaki kim? Gizem şişşttttt sesi çıkarttı kısıktan. Çok halsizim ama bana kocaman bir sandiviç yaparsan hayır demem dedi gülen Yatağından indi ve kolumdan destek alarak alt kata indik. Mutfağa girdiğimizde onu oturttum ve ben kendime kahve suyu koyarken bir yandan ona portakal suyu hazırladım, içinede bir tane nane yaprağı koydum. Başta istemem desede ferahlatacağını iyi geleceğini söylediğimde bir yudum aldı. ben arkam gizeme dönük sandiviç hazırlarken o sessizdi. Göz ucu ile baktım ağlıyordu. daha hızlı bir şekilde sandiviçi bitirip tatammmm diye bağırarak masaya koydum. küçücükte olsa gülmüştü. O yemeğini yerken ben sessizce bekledim. Kafamda nereden başlayacağımı düşünüyordum.
-Gizem canım kafan çok karışık biliyorum ama ben bu Young seang'ın yaptığına şüpheli bakıyorum.
-Neden şüphelisin bence gayet normal ben mutlu oldum onlar için. Çok doğaldı, sadece neden bizim ilk karşılaştığımız, ilk bakıştığımız yer :(
-Bak canım duygusal davranma, düşün biraz. senin için kavga ettiği arkadaşı ile birbirine girdiği gün başka kız mı buldu? bu çok ilginç. Peki ya neden onu buraya getirdi, hemde tam senin göreceğin bir yere. Hıçkırık sesleri çoğalınca ayağa kalktım ve yanına yaklaştım sırtına hafif hafif dokunarak ona güç vermeye çalışıyordum. O benim kardeşimdi artık üzülmemesini istiyordum.
-Ama gördüğüm şey gözümden gitmiyor :( silemiyorum dedi.
-Canım bence sen şu anda kalbine bir bak hangisi Young Seang mı? yoksa hong ki mi? Buna karar vermen lazım, herşeyi düşün, tekrar tekrar düşün. biliyorsun bir tane hakkın olacak.
-bilginar sana bir şey söyleyeceğim. Biraz önce yukarıdayken uyandım ve yanımda hong ki'un kafasını gördüm ama onu Young Seang sandım ilk gödüğümde ve çok sevindim, sarılmak istedim. Kararım için biraz daha düşüneceğim ama şimdi yorgunum. odama gitmek istemiyorum. senin yanında uyuyabilirmiyim?
-Tabi canım gel bakalım yukarı çıkalım birazda yatakta konuşuruz.
yavaş yavaş yukarı çıktık yatağımı gizeme verdim ben çekyatta yattım. Konuşurken gizem uyuya kaldı. Bense ona baktım uzun uzun aradığı cevap zaten içindeydi kalbinde sadece bulup çıkartacaktı.
Sabah yine gürültü ile uyandık bu her sabah tekrarlanmaya başlamıştı.Çığlık yada bağırış duymasak garip olacaktık sanki gülen Koridora fırladığımda Young Seang gizemin odasından çıkıyordu. merak etmiş olmalı dedim kendi kendime ama aklıma birden içeride hong ki'nin olduğu geldi. Young Seang'ın kolundan tuttum. Gözleri kızarmış ve suluydu. Tüm gece uyumadığı belliydi ,ama en çok şaşırdığım içki içmişti. kokuyordu.Gizem nerede dedi bağırarak. İşte o an ona kocaman bir tokat atacaktım ki, kendimi toparladım. benimle gel, odamda konuşalım. Odama girdiğinde gizemin telefonunu yatağın üzerinde gördü. yüzündeki gerginlik geçmişti sanki. Nerde o. ben ise panik içinde gizem'i arıyordum heryerde. Evde değildi. Young Seang'a dün gece olanları anlattım ve ondan biraz sabırlı olmasını herşeyin yoluna gireceğini söyledim. o anda bana söylediği şey içimi acıttı. Bilginar neden ilk engelde yıkılmamız gerekti, ne oldu aramızdaki sevgiye, bu mu aşk? bu mu sevgi?Ben sadece kekeleyerek konuşmaya çalışıyordum. Ne diyeceğimi bilmeden ona baktım ve hadi gizem'i arayalım. Gerçekten sana ihtiyacı var ama beni biraz beklermisin üzerimi giyinmem lazım dedim. o beni dışarıda bekleyeceğini söyledi. Ben çok hızlı giyinip dişlerimi fırçaladım Evdekiler uyanmamıştı. Çok endişeleneceklerdi. Kyu Jong'u çağırdım. ona kabataslak neler olduğunu anlattım o da bana akşam yaşananları anlattı. Young Seang'ın bizim evin kapısına kaç kere gelip gittiğini ve bu olanlar yüzünden bu günkü çalışmaların iptal edildiğini söyledi. Young Seang'a ve gizem'e destek olmalıydık ve onların barışmasını sağlamalıydık. Apartmanın önünde Young Seang sabırsız bir şekilde, kolları arkasında tur atıyordu. Bizi görünce konuşmadan ilerlemeye başladı. Biz arkasından koşuyorduk. çok fazla yürümedik ki gizem karşımıza çıktı. üzerinde hala pijamaları vardı ve ağlıyordu. Kendini bilmez bir şekilde sallanarak yürüyor,bizi görmemiş gibi davranıyordu. Young Seang'a çarptı. Yüzüne bile bakmadan özür diledi ve bir adım daha attı. yüzü yerdeydi, Young Seang konundan tuttu ve kendine çekti. Gizem kafasını kaldırmaya çalışırken Young Seang ona sarıldı ve bize bağırmaya başladı. Yanıyor! çok ateşi var, gelin çabuk.Gizem ise sayıklıyordu. Git buradan, git dedim sana sen Young Seang değilsin ben onu istiyorum.....



BİTANEM:HER GÜN DOĞUMUNDAN GECE YARISINA KADAR SADECE SENİ DÜŞÜNÜYORUM:D SENİ DÜŞÜNMEK BİLE BENİ MUTLU EDİYOR. TANIŞMASAKTA, UZAKLARDA OLSANDA SEN HER ZAMAN BENİM DİĞER YARIMSIN. ОБИЧАМ ТЕ. SARANGHE YO KYU JONG OPPA
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
e$$ra
Üyeler
Üyeler


Koç Mesaj Sayısı : 210
Kayıt tarihi : 06/07/10
Nerden : Bursa
Lakap : esosum-esoş

MesajKonu: Geri: Hikayenin devamı....   Perş. Ağus. 05, 2010 3:33 pm

...Ben eski saeng i istiyorum.Benim tanıdığım saeng karşısına çıkan her kzı öpen biri değildi..O bana güven vermişti..O beni gerçekten sevmişti.AMa sen o değilsin.
saeng:Gİzem lütfen bunu bana yapma SEn bana bunu yaptıkça ben daha çok acı çekiyorum.
Gİzem:SEn bana çektirdiğin kadar acı çektirdin zaten .Şimdi sen çeksen ne fayda..
young saeng: sen benim çektiğim acını birazını bile çekmedin.Sen biliyomusun seni hong kiyle gördüğüm an ne kadar içim acıdı o an Ölümlerden bile korkunçtu yaşadığım şey.her gece seni düşündüm am sen beni düşünmüyorsun..
Gizem : eminmin ben senin resmini ilk gördüğüm günden beri tanımdan sevdim sni görmeden dokunamadan yaşadım bu.gülüşün bakışın her şeyin her an içimdeydi öyle bir acı ki bunu yaşaman imkansız! '' Diyemeden young saeng gizemin dudağına yapışıverdi..o sırada ise tam ordan ben geçiyordum olayı görünce hemen ''KIzzzlllarrrrrrrrr '' diye bağırdım..benim cırtlak sesimi duyunca young saengle gizem hemen ayrıldılar ben ise gülüyordum tam o sırada gizemin eliyle yerden destek aldığı eli kaydı ve young saeng in yakasına tutundu ikisi birden yere düştüler gülen gülen ordaki herkez orda gülüyorudu gülmeyen tek bi kışi vardı oda hong ki..bu arada orada herkez gülerken ben ile choide birbirimize bakıyorduk gülen o günün eylence günü yapmaya karar verdik.....................
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
leyloş
Moderatör
Moderatör


Koç Mesaj Sayısı : 480
Kayıt tarihi : 03/05/10
Nerden : karaman
Lakap : leyloş

MesajKonu: Geri: Hikayenin devamı....   Perş. Ağus. 05, 2010 8:55 pm

hikayeler güzelmiş arkadaslar elinize saglık bende gelince yazarım artık bu arada szi cok özledimmm :oops:


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
bilginar
Coordinatör
Coordinatör


Koç Mesaj Sayısı : 1385
Kayıt tarihi : 28/04/10
Nerden : istanbul

MesajKonu: Geri: Hikayenin devamı....   Perş. Ağus. 05, 2010 8:57 pm

canım bende seni özledim valla sana monoton bir hayat ve sana bağlı bir sevgili tipi yaptık burada olmadığın için çok dalmadık özele falan gülen sen gelince artık yazarsın gülen sabırsızlıkla bekliyorum



BİTANEM:HER GÜN DOĞUMUNDAN GECE YARISINA KADAR SADECE SENİ DÜŞÜNÜYORUM:D SENİ DÜŞÜNMEK BİLE BENİ MUTLU EDİYOR. TANIŞMASAKTA, UZAKLARDA OLSANDA SEN HER ZAMAN BENİM DİĞER YARIMSIN. ОБИЧАМ ТЕ. SARANGHE YO KYU JONG OPPA
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
bilginar
Coordinatör
Coordinatör


Koç Mesaj Sayısı : 1385
Kayıt tarihi : 28/04/10
Nerden : istanbul

MesajKonu: Geri: Hikayenin devamı....   Perş. Ağus. 05, 2010 11:53 pm

Bizi en çok şaşırtan Gizem ve Young Seang'ın nasıl bu kadar hızlı küsüp barıştığıydı. Bu gün kutlamayı haketti dedik ve planlar yapmaya başladık. Gizem birden benim hong ki ile konuşmam lazım dedi son bir açıklamayı hakediyor, bu durumu anlayacaktır. Young Seang bende seninle geliyorum dedi.Bunu söylerken gizemin direkt olarak gözlerinin içine baktı. Ben Kyu'nun kulağına eğildim ve işte kıskançlık dedim gülen Gizem ve Young Seang yanımızdan ayrıldı. Bizim şaşkın gizem evden çıkarken üzerini değişmemiş bütün geçe ağlamıştı başının ağrıdığını, birşeyler yiyip hap alacağını ve duş almak istediğini söyledi. onlar yanımızdan ayrılırken bizde el salladık arkalarından, sonra telefon edin diye bağırdı Kyu. Esra ve jong hun bizimle birlikteydi. birlikte zaman geçirecektik ama Kyu Jong hiçte mutlu değildi. Ne olduğunu öğrenmem gerekiyordu, ahhhh merak ahhhh. oppa birşeyin mi var dedim. bana baktı ama cevap vemedi. Ne oldu söyle birtanem neyin var dedim. Endişeliyim dedi. Ne olacak bu hong ki mesesi, çok canım sıkılıyor. Neden bu kavga anlayamıyorum. sonuçta biz arkadaşız bu bize yakışmaz dedi. haklıydı bir çözüm bulmak gerekiyordu.sonra ekledi aslında ben hong ki'nin anlayışla karşılayacağını ve durumu dahada zorlaştırmayacağını biliyorum ama Young Seang aşık ve ben onu ilk kez bu şekilde gördüm. bir sessizlik oldu aramızda, sormak istiyordum. birden peki ya sen sen kızmayacakmıydın. üzülmeyecekmiydin, ağlamayacakmıydın. ben delirirdim cidden delirirdim dedim.Kyu bana bakarak bir offf çekti : hala inanmıyormusun seni sevdiğime. Sen benim için değerlisin anla bir kere hata yaptım ama sondu bu artık olmayacak sana söz veriyorum. Bu sözleri duyunca hadi kahvaltı edelim dedi. Ne yemek istersin. Ben biraz utnarak türkiyede duymuştum ipek böceği varmış meyve ile yenilen ben onlardan istiyorum dedim. şaşkın şaşkın yüzüme baktı bende çok severim ama senin damak tadına uygun olmayabilir, gerçekten deneyecekmisin gülen evet dedim istiyorum ama sokaktan alalım. Kyu Jong, Esra ve jong hun baktı. Siz ne dersiniz ipek böceği yemeye gidelim mi? Esra hıyyyyy o ne ya dedi. ben hadi nolur gidelim esra diyordum. jong hun ise olur anlamında kafasını salladı. Seul sokaklarının bu kadar güzel olduğunu bilmiyordum. Kyu Jong yanımdayken heryer cennetti benim için. havadan sudan konuşuyorduk, dedikodu yapıyorduk birden Kyu Jong ben cenneti senin gözlerinde gördüm dedim ona. kızardı çok utandı Esradan ooooooo süper süper diye sesler arasında alkışlar yükseliyordu. Bir tezgahın yanına gittik pirinç topu ve ipek böceği vardı ben ikisindende yemek istiyordum. İkisindende isteyince Kyu bana baktı ve güldü. karnımızı deli gibi doyurduk en azından ben ve Kyu gülen Esra kusmamak için kendini sıkıyordu. benim ağzım dolu bir yandanda gülüyordum ağzımın kenarlarında pirinç kaldığını nereden bileyim Esra yüzüme bakıp gülmeye başladı ve olanlarda tam o an oldu. gülmek için ağzını açınca tam ayaklarımızın üstüne kustu gülen gülen jong hun onun üstünü temizlemeye çalışıyor ve tezgahta satış yapan bayandan özür diliyordu. Çok komikti gülen en azından bizim için. Kyu bana bir dakika bana bak dedi ve cebinden çıkarttığı mendili ile yüzümü temizledi. Pirinçler yapışmıştı dudaklarıma gülen çok komiktik biz gülen eyleniyorduk gülüyorduk gülen Esra üstü başı batmış bir şekilde bize bakıyor ve söyleniyordu. jong hun onu evine götürmeye karar verdi çünkü bizim ev uzaktı ve o bu şekilde çok yüyüyemezdi gülen yanımızdan ayrıldılar gülen Tam bu gün bizim için pomantizim dolu olacak diye düşünürken Gizem aradı gülen Kyu Jong ile young Seang konuşuyordu anlayamıyordum çok hızlı konuşuyordu. Neden bilmiyorum ama sanki anlamamamı istiyordu. Telefonu kapattı ve hadi gidiyoruz dedi. Nereye dedim elimden tuttu ve hızlıca yürümeye başladık Alışveriş merkezi kocaman oooooo süper süper diyordum gülen gizem ve Young Seang kapıda bizi bekliyordu. Kyu nasıl bu kadar hızlı geldin dedi Young Seang!a bakarak gülen Takşi dedi ve güldü gülen içeri girdik ikisi gizli gizli konuşuyorlardı bizi bayan elbizelerinin olduğu bir mağazaya soktular ve askılardaki kıyafetleri incelemeye başladılar. biz Gizemle bakınıyorduk.Wowww ne kadar güzel dedim bir elbiseyi alıp. Beyendin mi dedi Kyu Jong. evet dercesine kafamı salladım. dene dedi. ben yoook çok pahalı istemiyorum dedim gülen Giem arkada bağırıyordu istemem hayır neden böyle yapıyorsun. Young Seang yanımıza geldi ve Gizem istemiyor dedi. Kyu Jong:Gizem bir dakika konuşalım mı dedi ve dördümüz bir çember oluştururcasına toplandık. Kyu: Bu giysileri almak istiyoruz çünkü sizi bir baloya götüreceğiz. Balodaki en güzel kızlar bizimkiler olucak. lütfen kabul edin
Young: canım benim bak bu baloya biz olmasaydık gelmek zorunda kalmayacaktınız ama geliceksiniz değil mi gülen
Gizem: tabiki geliceğiz sizi yalnız bırakmayız.
ben ise bakıyordum. ya gazeteciler ne olacak, neden gelmemiz gerekiyor dedim. peki leyloş, esma ve hacer onlarda gelecek mi?
Kyu Joung kafasını evet anlamında salladı. lütfen kabul et bilginar sana bir elbise almak istiyorum, sen benim kızımsın, Karşı çıkma ben neden para kazanıyorum.
ben ne demem gerektiğini şaşırmıştım tamam ama çok pahalı olmasın sonuçta bir kere giyiyeceğim dedim. ve elbiselere daldık gizem ile hangisine baktıysam beyenmedim benim gözüm ilk elime aldığım elbisedeydi. Kyu Jong'un bunu anlaması çok zor olmadı ve benim elime elbiseyi tutturarak soyunma kabinine soktu. Kyu: eğer giymezsen yada bana göstermek için çıkmazsan ben sana zorla giydireceğim dedi. Gizem ise açık mor bir elbise beyenmiş ve deniyordu bile gülen Çok güzel bir elbise beyenmişti. Açık mor sırtı açık ve beli kalcaları tam üzerine göre olan bacaklarında ise bollaşan bir elbiseydi uzundu topuklu ayakkabı giyse bile uzun kalacaktı ve çok şeker duruyoru üzerinde yakasından aşşağıya kadar küçücük beyaz güller iniyordu. yaban sarmaşığını andırıyordu. ve sol taraftan sırt dekoltesi ile buluşuyordu. benim beyendiğim elbise ise beyazdı. arkasında kocaman bir kelebek işlemesi vardı, sanki tığ ile yapılmıştı iki omzumu ve belimi kaplıyordu. göğüs dekoltesi ise biraz cesurcaydı. etek kısmı küçük taşlarla bezenmişti berrak bir bök yüzüne bakmak gibiydi. Tek abartısı buydu. Kyu Jong beni görünce çok güzel olmuşsun ama açık değil mi? dedi gülerek aslında ciddi olduğu belliydi. ben ise çok beyendiğimi ve bunu almak istediğimi söyledim. Gülerek nasıl istersen canım dedi. bizim alışveriş bitmişti. mağazanın üst katına çıktık Leyloş ve Hyun Joong, Esma ve Hyung Jun, Hacer ve park Min oturmuş dondurma yiyip gülüşüyorlardı. gizlice yanlarına yaklaştık.. leyladan bir çığlık.....



BİTANEM:HER GÜN DOĞUMUNDAN GECE YARISINA KADAR SADECE SENİ DÜŞÜNÜYORUM:D SENİ DÜŞÜNMEK BİLE BENİ MUTLU EDİYOR. TANIŞMASAKTA, UZAKLARDA OLSANDA SEN HER ZAMAN BENİM DİĞER YARIMSIN. ОБИЧАМ ТЕ. SARANGHE YO KYU JONG OPPA
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
e$$ra
Üyeler
Üyeler


Koç Mesaj Sayısı : 210
Kayıt tarihi : 06/07/10
Nerden : Bursa
Lakap : esosum-esoş

MesajKonu: Geri: Hikayenin devamı....   Cuma Ağus. 06, 2010 12:50 pm

bilginar abla aşkolsun yhaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa insan beni kustururmu hemde oppamın önünde yhaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa alıcağın olsun...öyle olsunnnnnn..İpek böceği yemek tabi biraz garip kaçar amaharbiden mide bulundırıcı ıyyyyyyyyyyy
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
e$$ra
Üyeler
Üyeler


Koç Mesaj Sayısı : 210
Kayıt tarihi : 06/07/10
Nerden : Bursa
Lakap : esosum-esoş

MesajKonu: Geri: Hikayenin devamı....   Cuma Ağus. 06, 2010 8:32 pm

leyladan bir çığlık.....
Çünkü tam arkasındaydık.Leylanın çığılığından korkan herkes birden irkilmişti.O zamn bir kahkaha kopmuştu.Leyla lar bilginar ablalarda gelince biraz daha oturup kalktılar.Sanırım o vakitte.Bilginar abla ipek böceği yerken benim ayaklarının dibine nasıl kustuğumu anlatmış.rezil bi durum.Çünkü eve geldiklerince Jong hun la oturmuş film izliyorduk.DAha doğrusu izleyemiyorduk.Çünkü korku flmiydi ve hep gözlerim kapalı jong hunun göğsüne yaslanmış vaziyetteyidim.Herkes önce bizim eve gelmişti.Bne tam hoşgeldinizz dedim.Büyük bi kahkaha koptu.
Ben:Noluyo yhaaa!
hahahahaahhaha!!
bilginar:senini şu kusma olayını anlattık..
Ben:Bİlginar yha nedne offfffffffffffffffffffffff! Çok sulugöz biri olduğu için ağlayarak odama çıkmıştım.Jong hun da arkadan: Eh be abicimmmmmmmm!!!
Odama ağlayarak çıktımçArdından jong hun da geldi ellerimle yüzümü kapatmıştım.Önüme eğildi.Ağlamak sana hiç yakışmıyor beni de züüyorsun böyle dedi..Ellerimi açtı ve dudağımın kenarına küçük bir buse kondurdu. :heart: Ben de sonra onu öptüm(yanağından)...SOnra aşaıya indik.hALa küçü kıkırdaşmalar duyuyordum ama ben gelince susutular.Sonra gizem yanıma geldi ve esosummmmmmmmmmmmm baloya gidiokkkkkkkkkkkkkkk......Prenssesler gibi yapçam seni tabi kendimi deeeeeeeeee gülen
dedi.balo ne zamn pekiii
gizem:ewt yhaaaaaaaa balo nezamn
saeng:Bu akşammmmm!
ben dail tüm kıslar:neeeeeeeeeeeeeeeeee!hemen saç yaptırmama lazm hemn makyaj yaptırmama lazm
Ben:daha elbise almadım yhaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa.....Jong hun gizemin odasına gtii ve ben san bitane almıştım benim kıyafetimle uyumlu olsun diye.Paketi açtığım okadar güzel bir elbise çıktı ki.....Beyaz straplez uzun kuyruklu sade aynen benim sevdiğim tarz beyaz pırlanta taşlarla süslenmiş uzun ve kısa bi kuyruğu olan bir elbseydi.Yanında da üzeri beyaz taşlı tam giydiğim gibi yüksek topuklu önü açık beyaz ayakkabılar....Neyse biz gizemle saçımız ı makyajımızı kendimiz yapmıştık.AMa diğer erkekler diğerlerinin endişeli oldunu bildiği için onlara özel kuaför çağırtmışlardı...Herşey tamam lanmış erkekelr bizi kapıda bekliyordu.Ben hala kendimi pek iyi hissetmediğim içn gizemle en son inmiştim kızlar sıra sıra inerken erkekelr abawwwwwwwwwwwwwwwwwwwwwwwwwwwwwwww!!!! :P
sıra gizem le bana gelmişti.saeng ile jong hun bizi bekliyordu.merdivenlerden aşağıya inerken elbisem yerlerde sürünüyordu ve bu da ayrı bir hava katıyordu...Jong hun ve saeng e baqtığımızda ağızları açık kalmışlardı.Gİzem azınızı kapayın sinek kaçıcak die şaka yaptı...Jong hun aynı benim gibi byz bir renk kıyafet gitmişti.Seang ve onun elinde bir demet çicek vardı.Çiceklerin rengi elbisemizin rengine göreydi.Jong hun bana beyaz güller almıştı....Young saeng te gizme mor güller almıştı.Tam evden çıkıyoruz:
Bidakika yhaaaaaaaaaaaaa beyaz gülün anlamı benimle evlenirmisin oluyoo........................
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
bilginar
Coordinatör
Coordinatör


Koç Mesaj Sayısı : 1385
Kayıt tarihi : 28/04/10
Nerden : istanbul

MesajKonu: Geri: Hikayenin devamı....   Cuma Ağus. 06, 2010 9:59 pm

Tam evden çıkıyorduk ki: SS501'in menejeri geldi telaşyı bir şekilde ;hadi ama arabanız bekliyor geç kalacağız gülücük gazetecilere bilgi verdim soru sormayacalar sadece birkaç resim istiyorlar gülücük Benim dizlerim daha çok titremeye başladı. Herkezin gözü üzerimizde olacak gülen Kyu Jong korktuğumu anlamıştı, elimi sıkı sıkı tutuyordu. Kapının önüne çıktık ve çift olarak arabaya yerleştik ama sorun kalabalık olmamızdı gülen Hyun Joong kendi arabası ile gitmek istiyordu Leyloşu,Esma ve Hyung Jun'da onunla gitti biz geriye kalanlar SS501 in meşhur arabasına bindik. Esra ve Jong hu birlikte geleceklerdi. sonuçta arabalara yerleşebildik ve seul'ün en büyük oteline gitmek üzere yola koyulduk. İçimizde hem korku hem heyecan vardı. Sevdiğimiz erkekler ile bir baloya katılacaktık ve onlar ödül alacaktı. Ahhhh mutluluk buymuş demek dedim. Kyu Jong beni duydu ve ne anlamadım dedi. gülüyordu gülen Bende gülüyordum. Gizeme baktığımda Young Seang'ın üstünü düzeltiyordu. Kyu da bana bak bana dedi gülen Bende istiyorum Beyaz bir gömlek ve şampanya rengi takım vardı üzerinde. bende gömleğinin yakalarını düzelttim. Kyu: bir eksik var sende dedi birden bire bana bakarak. Panik olmuştum gideceğimiz yere az kaldığını düşünüyordum. Ne ne var neyi unutmuşum dedim. gözlerim kocaman olmuştu gülerek cebinden bir kutu çıkarttı. Unutacağını biliyordum al tak. Kutuyu açtığımda hayran kalınacak kadar şık ama sade bir takı seti karşıma çıktı. Ben, ben bunu kabul edemem. Bu çok pahalı. Kutuyu ona geri verdim. Kyu :Evet halısın benim takmam gerekiyor. Boynuma kolyeyi takarken eminim ki boynumdaki damarlarım kocaman çıkmış bir aşşağıya bir yukarıya hareket ediyordu. kolyeyi takınca çok yakıştı dedi ve boynuma küçücük masum bir öpücük kondurdu. Küçücük iki kalp iç içe girmiş kenarlarında bir sıra pırlanta vardı. Künye ise bir zincir iki kalp ile birleşiyordu. onuda nazikçe taktı. Artık dayanamıyordum, dur dedim devamını ben hallederim. tam küpemi takıyordum ki Gizem arkadan çok güzel çok güzel diye bağırdı. Ona baktığımda onunda elinde bir kutu içine bakıyordu. Kyu : biz hepimiz birer tane seçtik dedi gülen Araba durduğumda gizeme nefesini tut dedim ve aşşağıya indik. Flaşlar patlıyor her kez, bir resim daha diyordu. Biz yakışıklı erkeklerin kolunda süzülürcesine ,dikkatli adımlar atıyorduk. Rezil olmamak için gülen o akşam yürüdüğüm kadar dik yürümemiştim. Herkez kapının önünde bizi bekliyordu. Toplu bir resim daha çektirdik ve içeriye girdik.Gece Kokteyl ile başlamıştı. Bizim tanımadığımız bir sürü insan yanımızda durup selam veriyor bizde onlara selam vermeye çalışıyorduk. Kyu Jong gibi Doksan derecelik açı ile selam veremiyordum ama eğilip kalkıyorduk gülen Birden Gizemin kulağına gizem çok komiğiz baksana eğil kalk eğil kalk gece sporu tamam dedim ve gülme krizi gülen Young Seang ve Kyu Jong kızardılar. Kyu: canım yeter, kendine gel herkez bize bakıyor,hadi tuvalete dedi gülen ben susamıyordum gülen işte rezil olmuştuk gülen Gizem ve ben tuvalete girdiğimizde hala gülüyorduk. sonunda yeter dedim. Dışarısı tehlikeli, bir sürü güzel kız var hadi çıkalım. makyaj kontrolünden sonra saçlarımızıda düzelttik ve dışarıya çıktık. beklenenin aksine Kyu Jong ve Young Seang hala kapıdaydı. Onlardan özür diledik ve kollarına girdik. bize ayrılan masalara gittiğimizde şaşkınlığımız arttı. Kara gurubu bizim yan masada oturuyordu ve ben bu durumdan hiç memnun değildim. Samimi hallerini hiç sevmiyordum. Yüzüm birden düştü. Bu konudan rahatsız olan birtek bende değildim üstelik masadaki tüm kızlar sinirliydi. Hyun Joong sanki anlamamış gibi nasılsınız hanımlar diyerek sohpete başladı. Kyu Gülüyor, muhabbete karışıyor ben ise sinirden köpürüyordum. Sonunda bardağı taşıran olay hara adındaki gurup üyesi sayesinde yaşandı. şaka ile karışık: offfffff beyler ne kadar çok meraklıymışsınız yabancı kızlara bilseydik bizde size kendimizi yabancıyız diye tanıtırdık. hem şu anda yanınızda biz olurduk. bunlar ne yaaa dedi. offfffffffff leyloş hemen canım sen bana eşlik edermisin tuvalet ne tarafta dedi haraya bakarak. Hara kendin bul dedi. Leyloş dişlerinin arasından buradamı rezil olmak istiyorsun! tamam bana uyar. Hara hadi gidelim diyerek ayağa kalktı ve yürümeye başladı. Arkasından Esma, gizem gittiler bende kalkmak istiyordum. tırnaklarımı kollarına öyle bir geçirecektim ki. Kyu sen kal dedi. oturmuş sabırsızlık ile gelmelerini beklerken Leyloş kasıla kasıla geldi. Dişi aslan yuvasını korumuş sevdiği adama söylenen lafın altında kalmamıştı. Ohhhh dedi ve oturdu. bukadar hallettim. Esra gülmeye başladı, onun baktığı yöne baktığımda Hara'nın geldiğini ve yeni yoluk saç şeklini gördüm. Düzeltmeye çalıştığı belliydi saçları hala ıslaktı ama leyla o kadar çok yolmuştu ki gülen kabarık hindi gibi duruyordu. Hyun Joong'un yanından geçerken eğildi ve masaya bakarak : siz yanmışsınız beyler, kolay gelsin dedi. Young Seang ise gülerek: artık nasıl konuşman gerektiğini biliyorsun. bizim yanımızdaki hanımlar naziktir ama kendilerinide çok iyi korurlar. Sizin gibi mızmız değiller dedi. Gizem ve Esma sessizce masaya oturunca yemek yemeye başladık. işte beklenen an ödül töreni bizim 5 yakışıklımız sahnedeydi ve o an dünyanın en şanslı kızları olduğumuzu hissediyorduk. Ödülü alıklarında avuç içlerimiz patlayana kadar alkışladık. Çok güzel bir gece geçiriyorduk. Balo sona erdiğinde Hyun Joong: eve gitmiyoruz ben her şeyi ayarladım hadi kutlamaya dedi. arabalara geldiğimiz şekilde geri bindik ama ben gizeme gel yanıma otur dedim. kolyesini merak ediyordum. Young Seang Çok kibar ve gerçekten narin bir kolye seçmişti. uzun 3 tane zinci sarkıyordu ve tam ortadakinin ucunda bir inci vardı. saflığı ve temizliği bu kadar temsil eden başka taş yoktur herhalde. gizemle gecenin dedikodusunu yapmaya başladık.Hemen tuvalette ne oldu diye dordum. gülmeye başladı. bu kız çok korkak çıktı dedi gülen Leylo dedim o ne yaptı. Leyloşu tanıdığım kadarı ile hiç laf altında kalmaz ve kendini çok iyi savunur. Gizem: hara tuvalete girer girmez leyloşa burası senin ülken değil hey kendine gel sen benim kim olduğumu biliyormusun dedi.Leyloşu ben ve Esma zorla tutuyorduk. leyloş bir dakika kızlar dedi. hara'ya parmak sallayarak sen hiç türk dayağı yedinmi? havalı şey sen kimsin kim olduğunu sanıyorsunda sevgililerimizin yanında hem bizi küçük düşürüp hemde sevgilerimize sarkansın heeee. Saçlar leyloşun elinde gülen gülen Hara yanlış anladın sen yanlış anlamışsın canım. leyloşu görmen lazımdı bilginar sen bana anlayışsız mı diyorsun şimdi de. haranın gözleri kocaman oldu. Çok komikti ama gülmemeye çalışıyorduk. Esma beni dürtüyordu zaten kız korktu bizden yani anlayacağın.Özürdiledi leyloştan, ama leyloş hala bunu diğer gurup üyelerine de söyle diyordu. ve masaya döndük. ben Gizemin yanında gülme kırizine girdim arkama baktığımda Young seang ve Kyu Jong bizi dinliyordu ve onlarda gülüyordu. Young Seang kızlar böyle bir şey birdaha tekrarlanmaz değil mi dedi. Sonuçta onlar bizim meslektaşımız. kıskandılar sadece yoksa çok iyi kızlardır. biz Gizem ile Young Seang'a nasıl baktık bilmiyorum ama Kyu hemen duruma el koydu. Kyu: ama arkadaşım sende duydun nasıl konuştular, bizim kızlar haklı. Young Seang: tamam haklılar ama sende biliyorsun bizi etkileyebilir. ya gazeteciler falan karışırsa işin içine, haklılar biliyorum. gerçekten tüm kalbim bunu biliyor. Ama kızlar anlayın ne demek istediğimi. Gizem hemen kıvrak haraketler ile sevgilisinin yanına geçti ve elini avucunun içine aldı. Özür dilerim birtanem. Seni anlıyorum,bir daha tekrarlanmayacak en azından bizim girişimimiz olmayacak. Sen bunu düşünme tamam mı dedi. Benim kulaklarım duyuyordu ama gözlerim Kyu'nun gözlerine öyle bir kenetlenmiştiki kimse ayıramazdı. Kyu Jong yanıma oturdu ve bana çok şaşırdığım bir teklifte bulundu. Canım benim ailem seni tanımak istiyor benimle evime gelirmisin. Çekinmene yada korkmana gerek yok. sadece bir yemek, yemek istemezsen bir bardak çay içeriz birlikte. Şunuda söylemem gerekiyor çünkü şok olmanı istemiyorum, Kız kardeşim biraz kıskanır beni. sana kötü davranırsa anlayışla karşılarsın değil mi? Bu gün biraz korktum da gülen Bunu söylerken gülüyordu. Ben sadece ne zaman diyebildim. Sen hazırım de hemen gidelim dedi. sadece bir gün önceden aramam lazım annemleri. Tamam ben sana söyleyeceğim dedim. Gece kutlamaya dahada elverişli hale gelmişti benim için. Gittiğimiz yer çok renki ışıklar lazer gösterileri ve kocaman bir dans pisti olan bir diskoydu. iki katlıydı. Oynamak isteyenler alt katta oturuyordu, oynamayanlar ise üst katta birşeyler içiyordu. Baya pahalı bir yer oldu belliydi. yerler ışıl ışıl parlıyor vuran ışığın çoğunu kırarak geri yolluyordu. Kalın mavi cam bir kutunun içinde gibi hissettim kendimi ve bu kutu içkininde etkisi ile denizde yüzüyordu. Kyu Jong'a artık gidelim mi dedim, hiç iyi değilim sen ne dersin? O sadece bir tane içki içmişti. onuda çarpmıştı, yürümesi konuşması ve kendi kendine gülmesi hemen belli ediyordu halini.birden ortam sessizleşti ve bizim yakışıklılar sıra sıra ayağa kalktılar bize ellerini uzattılar. Müzük durmuştu. Biz alt kata indik ve pistin ortasına resmen sürüklendik gülen Making A Lover şarkısının melodisi başladı. Çok romantik bir ortamdı. Ellerimizi bırakmıyorlar gözlerimizin içine bakarak şarkıyı söylüyorlardı. Bu durumdan etkilenmemek elde değildi. Büyülenmiş bir haldeydim ve tek derdim sabaha bunları unutmamaktı. Hiç bir olayı unutmadım içtiğimde ama bu olay çok daha özeldi. herkez etrafıımızda halka oluşturmuş, el ele tutuşmuş tempo tutuyordu. sarkı bittiğinde salondan bir alkış koptu. Çok utanmış ama bir yandanda ayağım ile yere dokunmaya çalışıyordum. uçmuyordum yok sadece mutluydum. Kyu arkdaşlara döndü ve biz gidiyoruz siz gelicekmisiniz dedi. Hiç kimse eylencesini bölmek istemiyordu. Kyu hadi canım gidelim dedi ve kolumdan tutarak salonda yürümeye başladı, bende arkasından sürüklenircesine yürüyordum. Ah şu yürüme tarzı beni deli ediyordu. her zaman aynıydı. Aklına bir şey gelince yapacak illa hemde hızlı yapacak. taksi çağırdık ve bindik. Eve geldiğimizde Kyu panik içinde benim anahtarlar yok almamışım. offf kaldım mı kapıda dedi.Gel bize dedim nazikçe elinden tutarak bu sefer ben onu içeri cektim. gülen gülen Ama bu olmaz diyordu arkamdan. hadi yatalım dedim. Gözleri kocaman bana bakıyordu ah birşey var yalnız dün gece gizem yanımda yattı çarşafları değiştireyim dedim odaya çıktığımızda hala şaşkındı. ben çekyatın üzerindeki nevresimleri toplamaya başladım. göz ucumla ona bakıyordum. kıpkırmızı olmuştu.çekyatı hazırladım ve işte senin yerin hazır birtanem yatabilirsin dedim ama sana birde pijama lazım gülen benim uzun Yeşilli sarı ayıcıkları olan pijamamı ona verdim sen giyin ben kapıdayım üzerini değiştirince aç kapıyı. odadan çıktım. Kapı açıldığında gülmekten bayılacaktım çok tatlı bir bebek karşımda duruyordu. ikimizde karşılıklı çekyatlara yattık sadece bakışıyorduk.İkimizde gözlerimizi kapatmıyorduk. Alttan tıkırtılar gelmeye başlamıştı. Ve benim odamdan bir çığlık.......



BİTANEM:HER GÜN DOĞUMUNDAN GECE YARISINA KADAR SADECE SENİ DÜŞÜNÜYORUM:D SENİ DÜŞÜNMEK BİLE BENİ MUTLU EDİYOR. TANIŞMASAKTA, UZAKLARDA OLSANDA SEN HER ZAMAN BENİM DİĞER YARIMSIN. ОБИЧАМ ТЕ. SARANGHE YO KYU JONG OPPA
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
e$$ra
Üyeler
Üyeler


Koç Mesaj Sayısı : 210
Kayıt tarihi : 06/07/10
Nerden : Bursa
Lakap : esosum-esoş

MesajKonu: Geri: Hikayenin devamı....   C.tesi Ağus. 07, 2010 9:52 pm

Ve benim odamdan bir çığlık.......
Gizemle bilginarın odasına gittğimizde.....Kyu ve bilginar birbirlerine bakıyordu aralarında 1 metrelik bir mesafe vardı. biri yatakta biri çekyatta yatıyordu ama asıl gizemi korkutan odada yabancı birinin olması idi.Bizim bağırışma seslerimiz yüzünden herkes soluğu bilginarın odasında almıştı. saeng ve hyun kyu yu öyle gördüklerinde kyuuuuu! oğlummmmmmmmmmmmmmmmmmmmmm yanlış bişi yapmadın dimii. bu ne romantizim Ne arıyorsun burada. neden evde değilsin? Neden burada kalıyorsun. Biz sorun mu var?
gizem:Bir kız ve erkek??....
Bİlginar ve kyu:SAÇmalamaaaa!
O an okadar şaşkındık ki,benimkide kendinden geçmiş saç baş dağnık noluyo yha die geliyordu( jong hun)GÖzlerini zorla açtığında.........Ahaaaa!!Noluyo burada biri bana açıklayabilirmiiiiii???
Ben:AYın olay bizdede olmuştu hatırlatırım oyüzden suss.. die kukağına fısıldadım ve ikimizde kenara çekildik...Bizimkiler bilginarla kyuyyu karşılarına aldılar ve konuştular.Bİzmkiler son sözlerinin söylediklerinde
Bİlginar abla : Esrayla choi dedi aynı olay oldu üstelemeden konuyu kapattınız ama şimdi yine aynı şey oluyor bişi olmadını sölediğimiz halde inanamıyosunuz...
Gİzem:bilginarcığım sana inanıyorum lütfen böyle yapma sadece emin olmak istedik bukadar zaten uzatıcak da bişey yok....
Zekiye abla: tamam kesin zaten onlar kendi sorumluluklarını alacak kadar yetişkin dedi veayağa kalktı. ben ve jong hun sadece izliyorduk.
Zekiye abla giderken: hadi bakalım evli evine köylü köyüne vedalaşın dedi.(Bunu türkçe söylemişti)Erkekler yüzümüze bakıyordu. Hepimiz bir kenarda açıklama yapmakla uğraşıyorduk. Vedalaştık ve herkez gidince bizde yattık. Sabah kahvaltıya yine bizde buluşacaktık. dün gece için teşekkür mayetinde bir kahvaltı olacaktı. Özene bezene hazırlanacaktı. Sabah Zekiye abla Leyloş ve bilginar abla ilk kalkanlar olmuş ve güzel süslü kahvaltılıklar hazırlamışlar. Jong hun ilk gelen oldu ben çok şaşırmıştım. En uzkta oturan oydu ve ilk gelende oydu gülen O benim herşeyimdi. Çok güzel kocaman bir çiçek almıştı. Kızlar bağırışarak koşturuyordu. herkez hazırlanma telaşındaydı. birileri makyajını çıkartırken birileri tuvalet kuyruğunda, birileride saçları ile ilgileniyordu.
Bir ara oratalıkta görünmemek için mutfağa kahvaltı hazırlamaya gitik (choi yl.) Arada bir bilginarın sesi geliyodu.Hadi kızlar yeter gelirler biz masayı hazırlamaya yardım edelim hadi ama offffff kızlar tamam güzelsiniz ve kapı sesi duyuldu. Gelmişlerdi.Hep beraber oturduk.Kahvaltı yaptık.Ama kahvaltıda choi sürekli bana bakmıştı.Kyu ile bilginar abla ise birbirlerine gülüyorlarıdı ama akşamki tartışma ve olaylar nedeni ile bize bakınca utanarak bakıyorlardı.Bİz umrumuzda değilmiş gibi davranmaya çalışıyorduk.Kahvaltımız bittiğinde choiyle birlikte biz toplarız dedik. Gİzem ile saeng de yardım edecekti, fakat jong hun üsteledi gerek olmadını söyledi.Mutfağa tabakları tezgaha bıraktım tam arkamı döndüm jong hunu elinde bir kutuu ve için de..................
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
bilginar
Coordinatör
Coordinatör


Koç Mesaj Sayısı : 1385
Kayıt tarihi : 28/04/10
Nerden : istanbul

MesajKonu: Geri: Hikayenin devamı....   Paz Ağus. 08, 2010 1:30 am

Ben her zamanki gibi bağırarak içeriye daldım gülen Romantik bir anı böldüğümden habersiz kahve yapıyorum sizde istermisiniz. Esra yüzünü buruşturup bana bakıyor kafa sallıyordu. elime çoktan bardakları almıştım ama Jong hun'un elindeki kutuyu görünce en sevdiğim lale desenli bardak takımı gitti. bir şangırtı koptu. ilk gelen Kyu oldu. Ne oldu? Bir yerin kesilmedi ya? iyimisin? Ben konuşmdan dışarıyı göstererek kafamı salladım. Kutunun içnde telefon olduğunu görmüştüm.Esra ağlayarak yukarı fırladı. Arkasından tabiki kuzeni gizem,Zekiye abla ve ben çıktık. Zekiye abla çıkarken kızlara sizde yerdeki kırıkları topların, siz beyler sizde arkadaşınıza bakın dedi. Esranın kapısını vuruyorduk ama cevap yok sonunda Gizdem şimdi kibarlık yapamayacağım dedi ve kapıyı açtı. Esra elindeki telefona bakıyor ve hıçkıra hıçkıra ağlıyordu.telefonun ucunda küçücük bir gitar vardı. bu gitar benim gözüme tanıdık geliyordu.Jung hun'un gitarının birebir aynısı telefon süsü oluvermişti. İçimden ayyyyyy çok romantik dedim. Gizem endişeli bir ses tonu ile ne oldu canım anlat bana sorun ne? dedi. Esra konuşmak için isteksiz bir şekilde cevap verdi, gidiyor. 1o gün yok yalnız olacağım.O yüzden bu sabah erkenden gelmiş. bütün gece uyumamış nasıl söyleyeceğini düşünmüş ve kalkınca bir telefoncuya gidip ikimizede çift telefonu almış onu arayayım konuşalım diye.Telefon süsü ise onun için en değeri olan şeyi temsil ediyormuş, bana verdiğinde ne demem gerektiğini bilemedim sadece ağlamak istedim ve yukarı çıktım bu gün birlikte geçireceğimiz son gün olacak, tam 10 gün yok Gizem 10 gün. Hıçkırıkları artmıştı. Gizeme baktığımda o da ağlıyordu.Ben zekiye ablaya aşşağıya bir bakayım dedim,Esra bu haldeyse Jung Hun'da üzgündür. Tmam anlamında kafasını salladı zekiye abla ve ben aşşağıya indim.Jung Hun sakin gözükmesine rağmen beni görünce nasıl iyimi? dedi.telaşlıydı aslında ama bu onların mesleği olduğu için alışmamız gerekecekti. ilerde bizim başımıza geleceğide kesindi. Gizem yanında sen sakin ol dedim. Jung Hyu rica etsem hazırlanmasını söylermisin bu gün tüm gün onunla olacağım ve baş başa zaman geçirelim istiyorum. Tamam dedim ve yukarıya koştum. Esra tamam diyordu gizem gelecekmiş. Neden ağlıyorsun, Bu onun işi yeter ama çocuk olma canım sende.Ben hiç beklemeden Kalk ve giyin dedim seni hep birlikte hazırlayacağız bu gün çok iyi zaman geçireceksin ve 10 gün sadece bunu düşüneceksin tamam mı? herkez şaşırdı. Neden giyinecekmişim dedi bizim inatçı cadı. Hadi ama çocuk sana süprizler hazırlamış, bu gün tüm gününü sana ayırmış kalk canım. ben bir yandan dolabı açmış karıştırmaya başlamıştım bile. ben eşyalara bakarken tamam tamam dedi ben hallederim gülen o zaman maşan nerede dedim. Saçların benden gülen maşayla üstten birkaç tutam saçını kıvırdık ama abartıya kaçmadık.Gizem eğilmiş makyaj yapmasına yardım ediyordu. Zekiye abla ise işte bu ayakkabılar bu çanta diye odanın içinde tur atıyordu.Sadece göz makyajı yaptı,dudağınada çok belli olmayan ama ışıltılı bir ruj sürdü. Tam yarım saatte aşşağıya indik. Bizimkiler oooo şanslı günün Jong Hun diye bağırıştı. Park min ise dirseği ile Jong hun'u dürtüyordu bir yandanda gülüyordu.Esra oppasını görünce gözleri doldu. Birlikte evden çıktılar ve....



BİTANEM:HER GÜN DOĞUMUNDAN GECE YARISINA KADAR SADECE SENİ DÜŞÜNÜYORUM:D SENİ DÜŞÜNMEK BİLE BENİ MUTLU EDİYOR. TANIŞMASAKTA, UZAKLARDA OLSANDA SEN HER ZAMAN BENİM DİĞER YARIMSIN. ОБИЧАМ ТЕ. SARANGHE YO KYU JONG OPPA
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
e$$ra
Üyeler
Üyeler


Koç Mesaj Sayısı : 210
Kayıt tarihi : 06/07/10
Nerden : Bursa
Lakap : esosum-esoş

MesajKonu: Geri: Hikayenin devamı....   Paz Ağus. 08, 2010 6:31 pm

bilginar ablaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa sefiorm seniiiiiiiiiiiiiiiiiii kurken ağladım yhaaaaaaaaaaaaaaaaaa çok kötü oldum 10 gün yok fln ııııııııııııı
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
e$$ra
Üyeler
Üyeler


Koç Mesaj Sayısı : 210
Kayıt tarihi : 06/07/10
Nerden : Bursa
Lakap : esosum-esoş

MesajKonu: Geri: Hikayenin devamı....   Paz Ağus. 08, 2010 8:46 pm

Birlikte evden çık tık ve arabaya bindik.İlk önce restoranta gittk restorant bomboştu birtek jong hunla ben vardık.Yerler gül yapraklarıyla bezenmiş heryerde mumlar vardı.restorat deniz manzaralı bir yerdeydi ve tam denize karşı yemek yiyorduk..O kadar güzeldiki, hayal edilemeyecek kadar mutluydum.Yemekte jong hun gitme konusunu hiç açmadı.Bunu farkedbiliyordum gözleri ağlıyordu.Tüm yemek boyunca moralimi düzeltmeye çalıştı komik şeyler söyledi güsel sözler söyledi.Yemekten sonrra benim bilmediğim bir yere gelmiştik.Yol çok uzundu fakat gittğimiz yer görülmemeiş inanılmaz bi yerdi.uçurumdu resmen.AMa tüm koreyi görebiliyordum.GÜzelliğiyle büyülenmiştim.Koreyi kuş bakışı görmek müthiş bir duyguydu.Arabadan indiğimiz de jong hun benim uzağımda duruyordu. Düşünmemeye çalışsamda manzaramında vermiş olduğu huzur sakladığım göz yaşlarımı bırakmamı sağladı. Düşündüğüm tek şey heryanı ile gördüğüm bu kocaman kore yarın bana bomboş gelecekti.Gözyaşlarım ..teker... teker... akıyordu. Sonra içimi çeke çeke ağlamay başlamıştım...Daha sonradan hıçkıra hıçkara ..tüm bunlar sadece brikaç saniye içinde olmuştu.JOng hun yyanıma yaklaştı bana sıkıca sarıldı.Ben hala ağlıyordum.Neden?Neden?Neden? diyordum..ağlıyordum............ :( :( :( :( :(
Jong hun böyle olması grekiyor işler... grupp... diyordu.Sana söz veriyorum geleceğim geri geleceğim seni bidaha bırakmayacağım....
BEn hala ağlıyor ve neden neden diye sayıklıyordum....O anda jong hun beni birden bire öptü. Bu öpücük beni birazda olsun kendime getirmişti sonuçta o benimdi,sadece çalışması gerekiyordu ve benimde bu işlere alışam ama yinede gözyaşlarım durmuyordu gözlerim değil kalbim ağlıyordu en çok da yine olacağını hiç bir zaman bitmeyeceğini düşünüyordum bu arada konuşmaya başladı.
Aşkım birdahaki sefere sende benimle gelmek istermisin. Bilirsin bizde konserler önceden ayarlanıyor. Ben seni tanımıyordum bu konser ayarlandığında ama artık birlikteyiz ve artık senin yanından ayrılmak istemiyorum. Önceden sadece gitarım vardı benim için en değerli varlığımdı o benim şimdilerde ise seni görmeden yapamıyorum. hep kendimi eksik hissediyorum. Bu teklif beni biraz olsun rahatlatmıştı evet canım tabiki senin için herşeyi yaparım dedim. Buradaki konuşmamız bizi rahatlatmıştı. Sonuçta baş başa ve rahat bir ortamda olmak gibisi yoktu. hava temiz ve manzara müthişti. Geç olmaya başladığı için arabaya bindik ve beni eve bırakmak üzere yola çıtık. Ben ondan ayrılmak istemiyordum. Senin eve gidelim bu akşam uyumayalım. birlikte filim seyrederiz dedim. Güldü ve tamam aşkım sen nasıl istersen ben yarın uçakta uyumaya çalışırım dedi.Birden kendimi çok bencil hissettim. sonuçta çalışmaya gidiyordu tatile değil. Aşkım aslında sen uyumak istersen seni anlarım. Bu sefer sesli gülmeye başladı. endişelenme uykum gelirse benim evimde bir tane oda yok . sanada banada yeter evim dedi. istersen ben yokken anahtarımı vereyim gel ve kedime sen bak seni sevmişti. gülen Çok mutlu oldum bana güveniyordu.Tamam aşkım lafı bile olmaz dedim. o olmasada kokusu ve hatırası benimle olacaktı. yolun üzerinde durdu birden ve arabadan indi açık olan bir alışveriş merkezine girdi. tabi benide yanına aldı.Bir resim çektirme kabinine girdik. bir sürü resim çektirdik. birşeyler aldık yemeye içmeye ve evin yolunu tuttuk. bu gün o kadar çok yorulmuştum ki, film seçene kadar gözlerim kapanmaya başlamıştı.yanımda oturuyordu. benim ise kafam aşşağıya düşüp düşüp duruyordu. nazikçe başımı omuzuna çektiğini hissettim. gözlerimi açtığımda sabah olmuştı ve ben onun bacağına kafamı koymuş uyuyordum. bütün gece beni seyretmiş olmalıydı hala bana bakıyordu. uyandığımı görünce günaydın birtanem iyi uyudun mu? rahat mı bacağım dedi. Utandım ve evet dedim, ama sen benim yüzümden uyuyamadın değil mi. uyudum uyudum dedi ama gözleri kızarmıştı. hadi kalk bir duş al bende kahvaltı hazırlayayım dedim. Çok sevinmişti. acıktım zaten dedi. ve hızlı hareketlerle kalktı. o banyonun yolunu tuttu ben ise mutfağın. gülen Banyodan çıktığında saçında bir havlu mutfağa geldi ve sandalyeye oturdu.saçlarını kurulamaya çalışıyordu. Bir dakika izin ver dedim ve havluyu elinden aldım. (Dizilerdeki olmazsa olmaz sahne gülen)o kadar yumuşak saçları vardı ki. İnsan ellerini hiç çekmek istemiyordu. Saçları kuruduğunda bende karşısına oturdum ve kahvaltımız başladı. Ne kadar aç olursa olsun beni beklemesi çok hoşuma gitmişti. Kahvaltıdan sonra menejeri aradı ve onu almak üzere yolda olduklarını söyledi. Panik içinde evden çıktık beni mutlaka eve bırakması gerekiyormuş yoksa aklı bende kalırmış gülen ahhhhhhhh şu erkekler gülen beni eve bırakırken göz yaşlarım bir kere daha kendisini gösterdi ama ağlamamak için kendimi sıktım arkasından el sallarken birden evdekilere haber vermediğimi tüm gece ne yaptığımı nasıl açıklayacağımı düşünmeye başladım koşar adım yukarı çıktım ve sessizce anahtarı kapıya soktum. belki hala uyuyorlardır. ben tam anahtarı çevireceken kapı açıldı karşımda zekiye teyze sinirli bakışları ve kırmızı gözleri ile duruyordu.....
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
e$$ra
Üyeler
Üyeler


Koç Mesaj Sayısı : 210
Kayıt tarihi : 06/07/10
Nerden : Bursa
Lakap : esosum-esoş

MesajKonu: Geri: Hikayenin devamı....   Ptsi Ağus. 09, 2010 10:26 am

zekiye teyze sinirli bakışları ve kırmızı gözleri ile duruyordu.....
ııııııı şeyyyyy! yani son gün olduğu için demeye çalışırken zekiye teyze tamam yeter ben anlıcağımı anladım doğruca yukarı ama bunun bidaha tekrarlanmasını istemiyorum haberin olsun.Öyle korkmuştum ki soluğu odamda aldım.AMa daha şimdiden onu özlemiştim kalbim buna nasıl dayanacaktı bilemiyordum....10....günnnnnn.......10 gün boyunca odamdan dışarı adım dahi atmamıştım hiçbirşey yemedimm.içmedimm..Odamın heryerine fotoğraflarımızı yapıştırmıştım.Koca güün o fotoğraflara bakıyordum.bakıyordum..ağlıyordum...Gözlerimin altı çökmüştü:günden güne kilo veriyordum:jongh unla hergün konuşmamıza rağmen onu özlüyor özlüyordum* gizem bilginar abla hergün odama geliyor yanımda oturuyor beni ikna etmeye çalışıyorlardı:ama nfile hergün ss den beni jong un evine götürmelerini istiyordum orada o kediyi seviyordum o gittiğinden beri bana ondan kalna tek şeylerdi ev ve kedisi
o gün ev bomboştu kimse yoktu bir tek ben vardım yine ağlıyordum o sırada zil çaldı odamdan çıkmak dahi istemiyordum ama zili alan kişi okadar ısrarcıydı ki sonunda indim kapıyı açtım. Karşımda SS501 üyeleri vardı. Hyun Joong: nasılsın esra seni gömeye geldik aslında hadi dışarı çıkıyoruz. Çabuk hazırlan lütfen.Ben şaşırmıştım neden çıkıcaz ki ben evde iyiyim dedim. Gözlerim şişmişti ve Jong HUN hala beni arayıp geldiğini söylememişti.Aklımdan bir sürü kötü senaryo geçiyordu. Acaba uçakta birşey mi oldu? yada konser programında bir değişiklik mi oldu bilmiyordum. Telefonda soramıyordum. Onu sıkboğaz ediyormuş gibi gözükmek istemiyordum. Ben düşüncelere öyle bir dalmıştım ki Hyun Joong hadi ama bak hepimiz seni bekliyoruz. Kızlarda bizi bekliyor. hadi ama gülen Ben resmen kendimi zorlayarak yukarı çıktım ve üzerimi değiştirdim. O kadar isteksiz giyinmiştim ki altıma bir kot gecirivermiştim üzerimde bir bluz vardı ve onu hiç değiştirmemiştim. Dışarı çıktığımızda koredeki en büyük parka gittik. Ben önden yürüyordum. Arkamdan bir el belime sarıldı. tam dönüp tokat atmaya niyetlenmiştim ki, elim havada kaldı. Karşımda tek aşkım Jong Hun vardı. o kadar çok sevinmiştim ki. Görmeyeli sanki daha yakışıklı olmuştu. Ona bakmaya doyamıyordum. Sevinçten nerede olduğumu ne yapmam gerektiğini ne söyleyeceğimi herşeyi birbirine karıştırmıştım. Seni çok özledim diyebildim. Etrafıma baktığımda bizimkilerin bize baktığını hatta gözlerinin sulandığını gördüm. Onlara bir özür borcum vardı. Benim kocaman ve beni düşünen bir ailem olmuştu. Birden kendimi tutamadım ve onlara dönerek sizi çok çok seviyorum herşey için teşekkür ederim dedim. Gizem hadi ama birşeyler içelim dedi, yeter bu kadar romantizim ve hüzün. Hepimiz mutlu mesut birşeyler içmeye gittik. Kalkacaktık ki bilginar abla hadi sinemaya gidelim ben film izlemek istiyorum dedi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Admin
ADMİN
ADMİN


Balık Mesaj Sayısı : 778
Kayıt tarihi : 22/03/10
Nerden : çorum
Lakap : popülerkız

MesajKonu: Geri: Hikayenin devamı....   Salı Ağus. 10, 2010 6:00 pm

Süpersiniz kızlar devam lütfen.gülen
Ben yazmayı beceremem ama iyi okuyorum.gülücük






...Benim Prensim...
JAN'M JUN'M

Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://ss501.yetkinforum.com
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Hikayenin devamı....   Bugün 6:30 pm

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Hikayenin devamı....
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
2 sayfadaki 7 sayfasıSayfaya git : Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7  Sonraki
 Similar topics
-
» CAptain Tsubasa devamı
» şafak vaktinin devamı
» yanmış kitabının devamı "SON"
» Devamını oku yazısı

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
SS501 :: SS501-Oyunlar /Games-
Buraya geçin: